|
19 05 2007 |
 cuma hutbesi GENÇLİK VE GELECEĞİMİZ Muhterem Müminler! Gençlik bir toplumun geleceğidir. Her toplum, kendi geleceğini garanti altına alacak, kendi değerlerini yükseltip geliştirecek fertler yetiştirmeyi hedef edinir. Yeni yetişen nesiller ruh ve bedence sağlıklı, güçlü ve dinamik bir kişilik geliştirdikleri ölçüde, toplumda güç ve kuvvet kazanacaktır. Gençlerini iyi yetiştirip, iyi terbiye edemeyen, onlara fazilet ve ahlak aşılayamayan milletlerin istikbali geceler gibi korkunç ve karanlıktır. Gecenin sonu yine sabahtır, fakat imansız, irfansız, ve bilgisiz yetişen nesillerin sabahı yoktur ve onların geleceğini karanlık sokaklar, uyuşturucu bataklıkları ve karanlık güçler belirler.
Muhterem Müslümanlar! Gençlik insan yaşamının en dinamik, en önemli ve verimli dönemidir. Aynı zamanda en kontrollü olunması gereken zamandır. Gençlik değişimin ve gelişimin canlı olarak yaşandığı bir zaman dilimidir. Genç, doğumdan itibaren bağımlı olduğu anne ve babasından özerk hale gelirken arkadaşlarına bağlanır ve onların baskısına açık hale gelir. Bu dönemde kişilik gelişimi gerçekleşmekte, toplumsal roller belirginleşmektedir. Gençlik her millet için önemli bir kuvvettir. Gençlik bir ülkenin ruhudur, aklıdır,vicdanıdır, ufkudur. Gençlik hem geleceğimiz, hem de bugünümüzdür. Ülkemizin bugünü ve geleceğini gençlerimizin bugünü ve geleceği belirleyecektir. Bilinçli ve sorumluluk sahibi bir gençlik o milletin umududur, geleceğinin güvencesidir. Özellikle de genç nüfusa sahip olan ülkemizin nüfusunun yarısı yirmi yaşın altındadır. Bu imkanın iyi değerlendirilmesi Müslüman Türk Milletinin hak etmiş olduğu medeni toplumlar seviyesine ulaşmak için gereklidir. Muhterem Müslümanlar!İhmal İhmal edilen ve kurtların insafına bırakılan bir gençliğin millet vicdanında açtığı derin ve kapanmaz yarayı her gün sokaklarda ve haber programlarında görüyoruz. Bu ihmal hem devlete, hem ana babalara hem de cemiyete pahalıya mal oluyor. O halde, nasıl çocuklarımızın maddi ihtiyaçlarını karşılamak için gayret sarf ediyorsak aynı şekilde çocuklarımızın ruhi olgunluğa ulaşmaları için onlara şefkat ve sevgi ile yaklaşarak manevi değerleri de kazanmalarını sağlamamız gerekir. Unutmayalım ki altını hangi kalıbın içine dökersek onun şeklini alır. Ona hangi deseni, hangi nakşı vurursak vurduğumuz şeyi pırıldatır. Dolayısıyla bizim de çocuklarımıza Allah inancını, Peygamber sevgisini, din duygusunu, Kur'an ve vatan sevgisini aşılamamız gerekir.Beşikte ana, eşikte baba, sokakta komşu, okulda öğretmen, insanlara sahip çıkmalı ve sorumluluktan kaçmamalıdır ki yarınlarımıza umutla bakabilelim. Sorumluluktan kaçmakla sorunlar çözülmez. Aksine büyür ve bundan herkes zarar görür. Yüce Rabbimiz değerli kitabında bu konuda bizlere sorumluluk yükleyerek şöyle buyuruyor:"Ey iman edenler! kendinizi ve aile halkınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz" Değerli Kardeşlerim,Gençlerimizin tutarlı, dürüst, iyi niyetli, ailesine, milletine ve insanlığa faydalı kişiler olması için; onların maddi imkanlarını düşündüğümüz gibi; çocukluktan itibaren manevi açıdan da iyi yetişmesi için gerekli tedbirleri almalıyız. Gençlerimize , sahip olmalarını istediğimiz düşünce ve değerler sistemini , ancak çocukluk döneminden itibaren başta ailede olmak üzere tüm toplumda yaşamak ve yaşatmak suretiyle kazandırabiliriz. Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramını kutladığımız bu zaman diliminde, Atatürk'ün Cumhuriyeti koruma ve yüceltme görevini gençlerimize tevdi ettiğini de dikkate alarak, gençliğimize karşı sorumluluklarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz. Hutbemizi sevgili peygamberimizin bizlere verdiği şu ölümsüz öğüdü ile bitiriyorum: "Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha güzel bir bağışta bulunmamıştır." MustafaBİLGİÇ Gerze Müftüsü
|