...Dikkat edilmesi gereken nokta ise SONUÇları bilinen olayların NEDENlerini kestirmen
- Terörizm kaynaklarını yoketmek, ön cephe oluşturmak. - Kimyasal silahları kontrol altına almak. - Demokrasi ve özgürlük sunmak. - Petrol (enerji) kaynaklarının yönetimini ele geçirmek. - Büyük İsrail projesine yatırım. - ABD iç piyasasına (ilaç, silah) hareketlilik getirmek. - Büyük Ortadoğu projesine hazırlık.
Tarih bilimi olayları daima neden sonuç ilişkileri içerisinde değerlendirir, ve bahsedilen nedenler Irak’ta yaşanan olaylar için pekala ‘NEDEN’ler arasında gösterilebilir. Sonuçlarını ise yakın bir zamanda izleyeceğiz şüphesiz.
Dikkat edilmesi gereken nokta ise ‘SONUÇ’ları bilinen olayların ‘NEDEN’lerini kestirmenin kolay olmasıdır. Büyüme çağındaki bir çocuğun lambanın ışık vermesinin nedenini ‘lambanın düğmesine basmak’ şeklinde açıklarken ergenlik çağındaki çocukların ise ‘elektrik akımının lambadan geçmesi’ şeklinde açıklaması sanırız güzel bir örnektir. Başka bir deyimle bazen ‘NEDEN’ olarak gösterilen olaylar sadece bir ara geçiş noktası veya tetikleyici etken olabilir.
Henüz tarihsel sonuçlarının tamamını göremediğimiz Irak’ta yaşanan olayların nedenlerini de yukarıda yer alan maddeler ile sınırlandırmamız da sadece bir eksiklik değil ‘HATA’ olarak da kabul edilebilir, İşte bu noktada uzak tarihte (30-150 yıl) yaşanması KESİN, yakın tarihte (1-30 yıl) yaşanması ise ‘BÜYÜK OLASILIK’larla ifade edilen gözlerden kaçan bir gerçeğin ABD dış politikalarına ve Ortadoğu projelerine yön verdiğini düşünmek hata olmadığı gibi, bunu Irak’ta yaşanan olayların 1. sebebi olarak göstermekle de isabetli bir siyaset yapmış oluruz.
Küresel ısınmanın (ABD için) önemi
Küresel ısınma, yada bilimsel ismiyle ‘Global Warming’ konusunda ABD’li bilim adamlarının ve üniversitelerinin özel bir ilgi gösterdiği şüphe götürmez bir gerçektir. NASA bünyesinde yer alan ‘Earth Observatory’ (earthobservatory.nasa.gov)’da yer alan John Weier’in 8 nisan, 2002’de yayınlanan makalesi konu ile ilgili hassasiyeti şöyle ifade etmektedir:
‘With the possible exception of another world war, a giant asteroid, or an incurable plague, global warming may be the single largest threat to our planet’
Türkçe ifade etmek istersek ‘Yeni bir dünya savaşı, büyük bir meteorun dünyaya çarpması yada tedavisi bulunmayan bir hastalık ihtimallerini dikkate almazsak, küresel ısınma tüm dünya’yı tehdit eden TEK OLAYdır.’
Benzeri şekilde Ocean and Climate Change Institue (whois.edu/institutes/occi) konuyla ilgili makalesini noktalandırırken ‘Küresel ısınmanın sonuçlarını görmezden gelmeyi ’ büyük bir hata olarak nitelendirmektedir: ‘It is that global climate is moving in a direction that makes abrupt climate change more probable, that these dynamics lie beyond the capability of many of the models used in IPCC reports, and the consequences of ignoring this may be large’
George Bush hükümeti, Ocak 2003 yılında ‘İklim Değişikleri Araştırma (Bilim) Programı, 10 Yıllık Stratejik Plan’ (Climate Change Science Program, 10 Year Strategic Program) adıyla yeni bir çalışma başlattı. Enerji Bakanlığı bünyesinde hizmet verecek program için özel ve kamu şirketlerine özel fon ayrılmasına karar verildi ve konuya ilişkin makale enerji bakanlığı (energy.gov) sitesinde Spencer Abraham imzasıyla 24 Temmuz 2003 tarihinde yer aldı. Her ne kadar makale içeriği fosil (petrol) yakıtlarını terk etme, ozon tabakasına zararlı gazları sınırlandırılması gibi içeriğe sahip olsa da yılda 4.5 Milyar dolar fon ayrılması dikkat çekicidir. Ayrıca gelecek 5-10 yıl içerisinde ek 5 Milyar dolar daha ayrılması karara bağlanmıştır. Başka bir deyimle ABD hükümeti küresel ısınmanın önüne geçmek ve iklim değişikliklerini geciktirmek için yüksek miktarda bir fon ayırmıştır: ‘Federal spending related to climate change now totals $4.5 billion a year. And these new initiatives, alone, will constitute over $5 billion in research over the next 5 to 10 years.’
Plan tarif edilirken kullanılan kelimeler oldukça dikkat çekicidir: Ulusumuzun ve dünyanın karşılaştığı en karmaşık bilimsel problem. ‘... some of the most complex scientific challenges and problems that our nation and the world have faced.’